Yüzyıllar önce bir Ionia medeniyeti hüküm sürüyordu Batı Ege'de. Antik Yunanlılar Agrilia adını fısıldadılar onun kulağına ve Agrilia - günümüzdeki adı ile Alaçatı -  Rüzgar Tanrıçası Alkyone ile Deniz Tanrısı Poseidon tarafından kutsandı. Onların bu aşkı sayesinde deniz; eşsiz, çivit mavisi bir renkle boyandı, kumsalı taşlardan arındı. Alaçatı'nın dar sokaklarında dolaşan rüzgar, bu büyük aşkı begonvil ve lavanta kokusuyla bezeyip tüm dünyaya ilan etti.

     Ionia halkı, rüzgarla denizin birbirlerine usulca sokuluşlarına şahit oldular, bunu bir lütuf saydılar.

     Şöyle anlatır Heredot: "Ion'lar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurmuşlardır. Ne daha kuzeydeki bölgeler, ne de daha güneyde kalanlar Ionia ile bir tutulabilir, hatta ne doğusu, ne batısı; kimisi soğuk ve ıslak, kimisi sıcak ve kurak olur."

     Varoluşunu aşka borçlu olanlar, aşkın; yaratıcılığın en kadim dostu olduğunu bilirler. Ionia halkına vaat edilmiş olan kutsanış, medeniyetlerini en ileri seviyeye taşımalarına yardım etmiş.

     Derler ki, rüzgarla denizin mükemmel birleşimi ve uyumu sayesinde, Ionia; bilimde, mimaride ve heykeltıraşlıkta tüm dünyanın peşinden takip ettiği bir medeniyet oldu.

     Değişen dünya, Ionia medeniyetinin kültürel mirasını Roma imparatorluğuna devretmesini seyre daldı. Tanrılar, Alaçatı sokaklarından gökyüzüne dans ederek yükseldiler ve boşalan sokaklar erken dönem Hıristiyan kültürünün yayılmasına ve Bizans sanatının gelişmesine ev sahipliği yaptı. Yanı sıra, güneş öylesine istekli parlıyordu ki Alaçatı'da, Ionia'dan devralınan asmalar, zeytin ve sakız ağaçları bölge halkının ekonomisini aydınlatmada en büyük rolü oynadı. Üzüm şaraba, sakız ağaçları reçele, muhallebiye, her derde deva ilaçlara ve zeytin zeytinyağına dönüştü. Bir başka değişim de mimaride yaşandı. Alaçatı sokakları, rüzgar tanrıçasının aşındırdığı kumlardan oluşan mozaiklerle döşendi. Sadece Alaçatı'ya özgü olan ponza taşına benzer taşlarla cumbalı evler inşa edildi ve pencerelerinden sokaklara fuşya renkli begonviller sarkıtıldı. Tüm bu güzellikler için tanrıya minnet duymak isteyenlere bir de duvarları üzüm salkımı gravürleri ile süslenmiş kilise  -Ayios Konstantinos Kilisesi (1874)-  inşa edildi.

     11. Yüzyılda Türk denizci Çaka Bey kumandasında gerçekleştirilen Ege Denizi fetihleriyle arkasında tek tip, sade ve sakin bir yaşam bırakan Alaçatı, yeni hayatına Bizans ve Türk kültürünün 19. yy'a kadar devam eden hoşgörüsü ile başlamış oldu. Bu iki medeniyet, birlikten kuvvet doğurdu. Rüzgar Tanrıçası Alykone'un çok uzun zaman önce Alaçatı sokaklarında bıraktığı parçalarının üstüne hem görsel güzelliği olan hem de işlevsel yel değirmenleri kurdular. Mutluydular birlikte küçük köylerinde, kendi hayatlarına daldılar.

     Fakat zaman, insanoğluna sonu dram yüklü, garip oyunlar oynamaya başladı modern dönemde, gün oldu devran döndü. Ülkeler arası anlaşmazlıklar dünya savaşına dönüştü, dostluklar yerini zorunlu ayrılıklara bıraktı. Nüfus mübadelesi antlaşması ile Alaçatı yerlisi Rumlar evlerini terk edip göçüp gittiler o diyarlardan. Yeni gelen Müslüman Türkler, Rum dostlarının tarihlerine saygı duydular, bozmadılar cumbalı evleri, sokakları. Fakat beceremediler şarap yapımını, geçim kaynağı olarak tütün üretimini seçtiler. Haliyle kiliseyi de kendi inanışları doğrultusunda camiye dönüştürdüler. Yine de Alaçatı, zengin bir kültürel birikim edindi bu süreçte.

     Sonraları, Ege ve Akdeniz'i saran yazlık ev furyasından uzakta sakin hayatına devam etti, Alaçatı. Rüzgarı seven ve onunla dans etmeye gelen rüzgar sörfçülerinin dışında bölge, 2000'li yıllara değin tarihin tozlu sayfalarına gömüldü. Bu ara dönemde, çok sevdalısı oldu bakir koylarının. Türk Edebiyatının asi karakterlerinden Aziz Nesin'in ruhu bu topraklarda huzur buldu, rüzgara karıştı.

     Derken, Alaçatı hiç alışkın olmadığı bir şöhrete kavuştu ve şu sıralar tarihinin en görkemli yıllarını yaşamakta. Eski yel değirmenleri görenlerini hala cezbetse de işlevselliğini yitirmiş olduğundan, Türkiye'nin ilk rüzgar enerjisinden elektrik üretimi sağlayan yenilenmiş değirmenleri hediye edildi, Alaçatı'ya, ruhuna ve tarihine hürmeten. Rüzgar Tanrıçası Alkyone ve Deniz Tanrısı Poseidon'un aşkı unutulmadı. "Dünya Slalom Windsurf Şampiyonası" ile yaşatılmaya devam ediyor. Beyaz badanalı, çivit mavisi pencereli evler huzurla , Alaçatı'yı ziyarete gelenlere gülümsüyor!